21 Kasım 2011 Pazartesi

Damlaya damlaya müzik olur

Ólafur Arnalds eseri bir çalışma: Ljósið (ışık anlamına gelen İzlandaca bir sözcük)

 

19 Kasım 2011 Cumartesi

İyi defterin peşinde bir ömür



İyi defter zor bulunuyor. Bazı defterler belli dönemlerde üretiliyor. Sözgelimi Unicef artık 1990'lı yıllarda ürettiği aşık olduğum o güzelim defterlerden artık yapmıyor. O yıllara dönebilsem bir yere stok yapmayı çok isterdim. 

Bugün üretilen defterlere gelirsek Daler-Rowney mesela eskiden İngiltere'de üretirdi çizim defterlerini (sketchbook) şimdi ise Çin'de üretiyor. Moleskine defterlerinin çoğu yine Çin'de üretiliyor. Defterlerin Çin'de üretilmesi kötü bir şey değil. Sonuçta Çin kağıdın anavatanı sayılır. Ama üretim yeri değişince eski deftere benzese de defter artık aynı defter değildir, kokusu bile farklı olur. 

Söylemek istediğim şey: Bulup sevdiğiniz bir defteri bir daha bulamayabilirsiniz o yüzden bir deftere ısındığınızda elinize para geçtikçe stok yapın. Çok faydasını göreceksiniz.

İki yüz yıllık bir geçmişi bulun efsane Moleskine defterlerin doğduğu küçük atölyeler gibi, irili ufaklı defter üreten atölyeler vardı dünyanın dört bir yanında. Küçük atölyeler artık çok azaldı. Eski Moleskine'lerden de üretilmiyor, 1980'lerde son üretici de kapandı. Bugün merkezi İtalya'da bulunan yeni bir şirket eski Moleskinlerin benzerini yeniden üretiyor. 

Daha önce söylediğim noktaya tekrar geliyorum böylece: Defter canlı bir şeydir, her zaman aynı defteri bulamazsınız. Çünkü her zaman aynı kağıt bulunmaz. Babasının dedesinin işini devam ettiren çocuklar, torunlar da her zaman görülmez. Bazen de ekonomik gelişmeler öylesine acımasız olur ki her şey değişir, şirketler batar.

Müşkülpesent değilseniz defter bulmak kolaydır aslında. Ama zor beğenenler için sevilecek defter bulmak o kadar kolay değildir. Gönlünüze göre defter bulmak ise bilenlerin takdir edeceği gibi çok çetrefilli bir iştir, aramak bulmak neredeyse eziyete dönüşebilir. Tam 'işte hayatımın defterini buldum' dersiniz, uzaktan çok hoş görünür, sonra bir bakarsınız defterin daha önce dikkat etmediğiniz bir özelliği size itici gelir. (Galiba insanlar da defterlere benziyor.)
Kendi defterimi kendim tasarlayayım deyip, defter yaptırmaya da çalıştım bir zamanlar. Şöyle iyi bir kağıt buldum (bulduğumu zannettim), sonra onları kestirip güvenilir bir ciltçiye gittim (veya gittiğimi sandım). Ancak işler düşündüğüm gibi olmadı nedense. Cildi pek beğenmedim. O deftere yazamadım. Cilt pek güzel olmadığından, defter düzgün açılmıyordu, ben de rahat yazamıyordum. Kağıt ise aslında kullandığım mürekkeplere uygun değildi. Yine fabrikasyon defterlere dönmek zorunda kaldım. (Neyse aradan 10 yıl geçtiği için o günleri unuttum.)

Neyse ki, talihli bir insanmışım. Günün birinde yıllar sonra memleketimde olmayacak bir şey oldu. Kendi başına, evinin bir odasını atölyeye dönüştürüp defter üreten birisini buldum. İyi defter üretmenin ne kadar zor olduğunu bildiğim için bu defterlerin kıymetini iyi biliyorum. Aynı defterleri başka bir yerde bulamayacağım için ondan defter alıyorum artık. 


Fotoğraf: Aniki Levend A5 Notebook Stretch Test 48hr  via http://www.flickr.com/

5 Kasım 2011 Cumartesi

2 Kasım 2011 Çarşamba

Dolmakalem ucu seçme sanatı



Dolmakalem uç seçiminde genellikle çoğunluk M yani (medium - orta) dereceli uç seçilir. Daha doğrusu dolmakalem isteyenlere genellikle tek uçlu bir seçenek sunuluyor. Ben dolmakalemde orta ve ince uçlarla rahat edemeyen biri olarak hemen her zaman farklı uçları soruyorum. Genellikle "Elimizde başka uç yok" deniliyor. Bazen "arz-talep meselesi, kimse 1.1 uç istemiyor ki getirelim" diye mazeret öne sürerken aslında ne kadar yanlış bir yolda olduğunu itiraf edenler, lakin bunun farkında olmayanlar da oluyor. Netice değişmiyor. Farklı uç bulmak çok zor. Hele esnek uç bulmak imkansız. Ancak internet üzerinden sipariş verilecek, ondan sonra.

Oysa esnek uçlardan mürekkebin dökülüşü müzik gibidir.

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Victor Hugo mürekkebi

http://quovadisblog.com/wp-content/uploads/2011/07/encrehugo.jpg
via http://quovadisblog.com/



Eğer yazarlar adına mürekkep üretebilseydim, Abdülhak Şinasi Hisar mürekkebi yeşil veya mürdüm eriği moru, Ahmet Haşim mürekkebi orman yeşili, İlhan Berk mürekkebi kuzguni siyah, Turgut Uyar mürekkebi mavi, Birhan Keskin mürekkebi kahverengi, Şule Gürbüz mürekkebi ise koyu kırmızı olurdu.




11 Ağustos 2011 Perşembe

Yeni bir dünya

Perşembe günlerini severim. Yeni bir deftere bir perşembe günü başladıysam çok sevinirim, o deftere daha bir güzel yazarım sanki.

Bugün de öyle elimde şahane bir defter var. Fakat elimdeki defter fabrika işi, sıradan bir defter. Keşke bu elimdeki defter Göcek Padişahı Ali İkizkaya'nın el yapımı/ev yapımı defterlerinden biri olaydı, daha çok sevinirdim. Yine de fazla ahlanıp vahlanmayayım, bir gün postadan defterin hası çıkıverir, hasret biter. Kısmet diyelim.

Neyse. Konuyu dağıtmayayım. Yeni bir defter, üzerinde hiç mübarek bir mürekkep lekesi dahi olmayan, kağıdın su yollarının rahatça görülebildiği bir defter, oyuncuların henüz hamle yapmadığı için üzerinde nice ihtimallerin bulunduğu bir satranç tahtasına benziyor.

"Evvela ne yazmalı?" diye her defasında bir ölçü düşünmek, bir ölçü pencereden dünyaya bakmak, nihayet son bir defa tuhaf şeyleri hatıra getirmek için masada duran kitabın rayihasıyla mest olup yazmaya karar vermeliyim.

İlk olarak tarih yazmalı elbette. Bugünün tarihini "11 Ağustos 2011 Perşembe" yazarak başlıyorum.

Sonra bu sıralar bitirmek istemediğim, yazar ve saat tamircisi Şule Gürbüz'ün edebiyat tarihimize geçecek olağanüstü güzellikteki "Zamanın Farkında" isimli kitabından bir alıntı yapacağım.

Sonra, sonrası iyilik güzellik demek isterdim.

Ancak bundan sonra bir hırpalanma safhası başlar. Defterin yükü hayatımı paylaştığı için ağırlaşır, okuduğum kitaplarla derinleşir. Defter hırpalandıkça, o sade yavan halinden uzaklaştıkça kişilik bulur, kendi olur, kağıt yığını olmaktan çıkar defter olur.

Şimdi, yazma vaktidir.

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Yeşil, yemyeşil

via fountainpennetwork


Yeşil.

Yosun yeşili.
Orman yeşili.

Sarımsı yeşil.

Deniz yeşili.
Acı yeşil.
Zeytin yeşili.
Açık deniz yeşili.
Soluk yeşil.
Canlı yeşil.
Çimen yeşili.
Tatlı yeşil.
Limoni yeşil.
Ihlamur yeşili.
Kitap yeşili.
Saat yeşili.
Yeşil mürekkep.
Yeşil dolmakalem.
Yeşil dünya.