8 Haziran 2013 Cumartesi

Kahrolsun bağzı şeyler!

Her yer Taksim, her yer direniş!

Haksızlıklara tahammül edemeyen bir yapısı var kimi insanların. Haksızlık yapan muktedir ise, gücü elinde bulundurup zulmediyorsa isyan etmenin vakti gelmiştir deyip mücadele etme gerekliliğine inanan güzel insanlar var. Ben de günlerdir bu güzel insanların yanındayım.

Şiddetten hiç hoşlanmıyorum. Sivil direnişten, pasif direnişten yanayım. Gezi Parkı direnişi ile birlikte hiç tasvip etmediğim şeyler de yaşandı. Bunları not alıp, direnişin güzelliğini gölgelemesin diye bir kenara bıraktım, bıraktık.


Birileri 'Kahrolsun bağzı şeyler' diye bir şey yazmış yere. Günlerdir bu cümleyi düşünüp hem gülümsüyor hem de üzülüyorum. İsyan var, otoriteye, azarlanmaya, kibirli yöneticilere, 'dediğim dedikçi'lere egosunu insan haklarının üstünde görenlere, kendisi gibi düşünmeyeni silmeye, ezmeye çalışanlara karşı bir isyan var.

Ama bu direnişin tam ortasında yazı var. Her yerde harfler var. Kimi 'usta' ve kibrinden sağlıklı düşünemeyenlerin yüzünde kararmış, soğuk harfler var. Onların ağaçların değerini ve nehirlerin boşuna akmadığını bilmeleri ve anlamaları çok zor. Görünen o ki hiç anlamayacaklar. Zihinlerindeki, kalplerindeki harfler katı ve dogmatik. Değişime ve haysiyet mücadelesine karşı buz gibiler.

Oysa direnişin ruhuna sahip olanların yüzünde sıcacık ve ışıl ışıl harfler var.

Öyleyse, yazı rüyadır.

Yazı aşktır.

Yazı mütevazıdır.
Yazı insandır.
Yazı onurdur.
Yazı mahremiyete saygıdır.


Nihayet, yazı, umuttur.
Ne dün var ne yarın.

Şimdi, bizi kurtaracak olan umuttur.