6 Nisan 2016 Çarşamba

Defter Bağımlılığı



İnsan iyi bir şeye alışınca kötüye razı olmak istemiyor, tuhaf ama kötüye razı olanlar da iyisini aramıyor. Ne zaman bir yerde defter görsem hemen bakarım ama "dolmakaleme uygun" diye satılan defterlerin çoğunluğunun silikonlu kâğıtlardan mürekkep olduğunu anlayınca canım sıkılıyor. Bu nedenle yıllardır Ali İkizkaya'nın hakiki Japon ve hakiki Fransız kökenli güzel kâğıtlara sahip defterlerinin müptelasıyım. Epeyce de stoklamıştım, ancak son zamanlarda tembellikten çok fazla yazamasam da her güzel şeyin sonu geldiği gibi defterlerin de tükeneceğini anladım ve can havliyle Ali Beyi aradım. Geçenlerde imdat çağrımın karşılığı da Göcek sularından İstanbul'a ulaştı.


Ellleri dert görmesin. Defterlerin her birini ayrı ayrı ayrı paketlemiş, yolda başlarına bir şey gelmesin diye pamuklara da sarmış.

Emek değil laf salatasının daha değerli olduğu, geleceğe kalmayan boş işlerle uğraşanların el üstünde tutulduğu böyle acılarla dolu bir zamanda işine özen gösteren insanları bulunca her defasında şaşırıyorum. Bu zamanda bırakın iyi zanaatkârı, iyi tamirci bulmak bile zor. (Tamir işleriyle ilgilenen saat ustalarının bile "ustalığı" günümüzde sadece parça değiştirmekten ibaret olunca, mesela Recep Gürgen ile Şule Gürbüz'e usta demek doğru değil onlar gibi ustalara "büyük usta" dememiz gerekiyor.)

Üreten, yaptığı işe özen gösteren, bir eser meydana getiren, zanaatkâr bulunca da desteklemek gerektiğine inanırım. Aniki defterlerinin ilk müşterisi olmakla hep gurur duydum.



Alıştığım beyaz kâğıtlı defterlerin yanında (öylesine beyaz ki diğer beyaz kâğıtların yanında bembeyaz kalıyorlar) bu sefer yeni defterler vardı. Yıllardır mürekkebin rengini çok güzel gösteriyor diye tercih ettiğim defterlerin yanına Ali Beyin telefonda büyük övgüyle söz ettiği yeni defterlerden de sipariş vermiştim.

Hakikaten dediği kadar varmış. Hayır, aslında az bile söylemiş. Yazmaya başlayınca krem renkli kâğıdın yumuşaklığı karşısında küçük dilimi yutuyordum sanki. Bir arkadaşın düzeltmem için verdiği dolmakalemin bozuk ucu bile kağıdın üzerinde sanki hiç sorunu yokmuş gibi gezinmeye başlayınca daha bir şaşırdım, "seni yalancı seni" deyip onu defterden ayırdım.

Beyaz kâğıtlı defterler gözümden düştü bir anda onları bir kenara bıraktım ve gözümü yormayan, mürekkebi sarıp sarmalayan bu yumuşacık kâğıda yazmanın tadını çıkardım.

Şimdi, günlük notların yanında üçüncü kez okumaya başladığım Şule Gürbüz'ün "Öyle miymiş?" kitabından seçtiğim cümleleri yazıyorum. (Ufkumu açan şeylere takıntılıyım, Jay Griffiths Hanımın Zamana Kaçamak Bir Bakış kitabını da kim bilir kaçıncı kez okuyorum, saymayı bıraktım artık.)

9 yorum:

  1. Mehmet Bey,
    Elimle yaptığım ve her birini kendi evladım gibi sevdiğim defterlerimi onları benden daha fazla sevecek birine yollamak vedalaşmak değil de onları bayrama hazırlamak gibi bir şey.
    Ben babama verdiğim sözün gereği olarak imkan ve bilgim dahilinde en iyisini yapmaya gayret ediyorum. Ama ben onları hazırladığım da boş ve anlamsızlar. Sizin elleriniz ve satırlarınızla bir kıymet ve anlam kazanıyorlar.
    Saygı ve teşekkürlerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ali Bey, ben teşekkür ederim.

      Yaptığınız iş güzel ve çok faydalı. İlk müşteriniz olmaktan gurur duyuyorum, son müşteriniz olmak istemiyorum.

      Bileğimdeki saati yapan ustalara duyduğum saygıyı sizin defterleriniz karşısında da hissediyorum. Hele bu son yaptığınız krem renkli kağıtlı defterler çok sıcak ve duygusu da çok güzel.

      Biliyorum bu yaptığınız işlerden manevi kazanç dışında dişe dokunur bir şey kazanamıyorsunuz ama bu işi bırakmayın derim. Geriye internet siteleri değil, bu defterler kalacak. Elbette bu hazine değerindeki defterlerin kıymeti şimdi bilinmiyor ve takdir edilmiyor, olsun hiç aldırmayın, şimdi havanda su dövülen, değersiz olanın değerli zannedildiği, yalan yanlış bilgilerin el üstünde tutulduğu zamanlar, ama böyle zamanlar hep oldu, oluyor, ama hepsi de geçti, bu da geçer ya hû diyelim.

      Sevgiler, güneşler.

      Sil
  2. Şimdi ben de isterim dememek mümkün mü? Her ne kadar Mehmet bey kadar yaratıcı dolduramasak da bizim de yazacak bir iki cümlemiz var elbet.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Salih Beyim, cümleleriniz bol olsun, öyle ya da böyle, yazılacak öyle çok şey var ki. Ben düzgün defter tutamıyorum maalesef, canım sıkılıyor; Karalamalar, resimler, bir köşeye sıkışan, bir kenardan taşan veya sayfanın bir yerine yayılan harflerden mürekkeptir defterlerim.

      Yazmayınca unutuluyor biliyorsunuz.

      Sil
  3. Güzel insanların takipçisi olmayı sürdürüyorum Sayın Mehmet Bey ve Ali Bey. Sessiz bir takip bu. Yazılarınızı ve eserlerinizi sabırsızlıkla bekleyen insanlar var sessizce. Bu seferlik bilin istedim o yüzden yazdım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, işlerim yavaş yavaş azalıyor, bu daha çok yazı olacak demektir. Sessizce izleyenlere selam olsun.

      Sil
  4. Ali beyin defterlerini gördünüz, güzel defterlerini bir tanede bende var ama benim sizden bir farkım var .Ben kendisini de gördüm tanıdım sohbetine katıldım koltukta uyuklarken bile görmüşlüğüm vardır.Hani bazen birine rastlar da hiç tanımasanız da bir iki cümleden sonra sanki kırk yıllık ahbap gibi hissettiğiniz olur ya işte o tarif Ali bey içindir sohbet ilerledikçe bir derya sandığınız insanın okyanus olduğunu anlarsınız anlattıkça dinler hayran kalırsınız işte hayata bakışı duruşu fikirleri ve eserleriyle fazlasıyla büyük ustalığı çoktan hak etmiş ama mütevaziliğinden kuruş ödün vermeyen Göcek'ten Ali Bey ve defterleri kısaca budur

    YanıtlaSil
  5. "silikonlu kağıtlardan mürekkep" olmaz, "silikonlu kağıtlardan mamul" olabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlginize teşekkür ederim, her türlü yorumdan faydalanıyor ve bilmediğim bazı şeyleri öğrenmek için çabalıyorum. İşaret ettiğiniz hususa gelince, mürekkep (aslı Arapça 'murekkeb'dir) kelimesinin farklı kullanımlarına denk gelmediğinizi düşündüm okuduğum vakit. Nedenini açıklayayım:

      Türkçe sözlüklere baktığınızda göreceksiniz ki mürekkep sözcüğünün iki anlamı vardır, ilki isimdir ikincisi sıfattır ve birleşmiş, bileşik, "-den oluşmuş" anlamlarına gelir. Dolayısıyla yazdığım cümlenin ilgili kısmında geçen: "'dolmakaleme uygun' diye satılan defterlerin çoğunluğunun silikonlu kâğıtlardan mürekkep olduğunu anlayınca" ifadesi yanlış değildir, defteri oluşturan kağıtların silikon destekli olduğunu açıkça söylüyorum.

      Özetle, mürekkep sözcüğünü kullanarak bir kelime oyunu yapmak istemiştim sadece.

      Sil