13 Mart 2017 Pazartesi

Yazma Biçimleri


Kimi çok yakından yazar. (foto: Fireanjoy)

İlkokul çağından beri insanların nasıl yazdıklarına karşı takıntılı bir ilgim var. İlk şaşkınlığım solaklar olmuştu ama son şaşkınlığım olmadı tabii. Solak bir arkadaşla aynı sırayı paylaşmaktan kaynaklandığını düşünsem de nasıl yazı yazıldığı daha sonra da hep merak ettiğim bir konu oldu.

Kalemi tutma biçiminden, yazma üslubuna (hem tavır hem biçim olarak) kadar nasıl yazıldığı bence çok önemli bir konu. Yazarların, şairlerin, bestecilerin ve fotoğrafçıların yazıyla ilişkilerine dair her makaleyi büyük bir iştahla okuyorum. Yıllar önce galiba Enis Batur yazmıştı: Sevdiğim Rus besteci Aleksandr Skriyabin mesela yanına not defterini, kalemini almadan sokağa çıkmazmış.

Belki o yüzden Skriyabin'in eserleri bana sokakta yürüyen birinin aldığını notları hatırlatıyor.


Aleksandr Skriyabin'in elyazısı
Aleksandr Skriyabin (1872-1915)

Ne kadar farklı el varsa o kadar farklı yazım tarzı var. Kimi masada yazmayı sever, kimi ayakta. Kimi kalemi bükmeye çalışır gibi yaparak yazar, kimi kalemi normalden farklı bir açıyla tutarak yazmayı sever. Kimi benim gibi aynı harfi ikinci kez yazmak gerektiğinde küçük bir değişiklik yapar.

Ben yürürken de yazmayı severim mesela ama rahmetli Oliver Sacks gibi değil, aklıma bir fikir geldiğinde her şeyi bir kenara atamıyorum, daha sakin bir şekilde not alıyorum. Yürümek, düşünceyi derinden etkileyen bir eylem. Doğal olarak hiç düzgün bir yazı olmuyor ama zaten düzgün bir yazı istemiyorum. Yıllar boyu üzerinde ustalaştığım yazı karakterlerim gayrımuntazam olduğundan hoşuma da gidiyor, yürürken yazmayı herkes bir denemeli. Küçük bir defter gerekiyor.

©Frank Horvat

Masada yazıyorsam ve yalnızsam eğer kâğıda iyice yakınlaşırım. Her şeye yakından bakmayı severim. Lakin birileri varsa yanımda utandığım için kâğıda karşı biraz mesafeli davranıyorum ama üzülüyorum da çünkü kâğıt, kalem ve mürekkebin birlikteliği çok büyüleyici bir güzelliğe sahip. 

4 yorum:

  1. Yürürken yazmak, yazmaya çalışmak... Ne tuhaftır ki yürürken akıllı cep telefonlarını kullanmakta çok maharetli insanlar olduk. Başımızı ekrandan kaldırmadan saatlerce yürüyor ve etrafımızda olup biten her şeyden bihaber yaşıyoruz. Hislerimize isabet edebilecek tüm güzelliklere şahit olmadan yitip gidiyoruz. Yazık bize...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Defterini çıkartıp not alanlar çıkıyor da bir müzede veya yolda bir ağaca bakıp resmini çizen birini çok daha nadir görüyorum, görünce de çok mutlu oluyorum. Maalesef cep telefonu şımarık bir çocuk gibidir sürekli kendini hatırlatır.

      Sil
  2. Yürümek beynin her iki lobunun birden çalışmasını sağlayan bir aktivite olduğu için yazmak da buna zenginlik katıyordur eminim. Frank Horvat'ın fotoğrafı çok güzel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yürürken beynin her iki bölgesinin birden çalıştığını bilmiyordum, demek o yüzden yazdıkça yazasım geliyor yürürken. Teşekkür ederim.

      Frank Horvat'ı ben de severim. Kendisi şimdi 88 yaşında, fotoğrafta 70. yılını kutladı.

      Sil