11 Mayıs 2017 Perşembe

Kalem Satın Alma Hastalığı



Geçen hafta "40 tane dolmakalem neyime yetmiyor, artık kalem almayacağım" diye kendi kendime söz vermişken fiyatı da uygun olan şahane bir kalem görünce kendimi kaybettim ve aldım.

Önceki akşam Parker kalemlerinin yenilenmiş yüzüyle meraklılara sunulduğu akşam, Prof. Dr. Muhittin Şimşek ile bu konuyu da konuştuk. Kendisine, keşke bütün hastalıklar böyle olsa, dedim. (Muhittin Beyin koleksiyonu benim kalemlerimin en düşük ihtimalle 10 katıdır belki, o daha uç bir noktada.)

Öte yandan, neden kalem diyorum da "Mürekkep satın alma hastalığı" demiyorum? Ya da "Defter satın alma hastalığı"? Çünkü çoğumuz iyi defterin ve  iyi mürekkebin peşinde kalemler kadar koşmuyoruz. Bu değerlendirme de küçük bir özeleştiri olsun. Mürekkep şişeleri ve defterler de kalem kadar itibarlı olur inşallah.

Hâl böyle olunca Ekşi Sözlük'teki "kitap satın alma hastalığı" adında çok sevdiğim bir başlık geldi aklıma. (Sözlükte kalem satın alma hastalığı başlığı da var ama o kadar ilgi görmemiş.) Aslında pek çok açıdan kalem ile kitap birbirine çok benziyor. Satın alıp da okuyamadığımız kitaplar, alıp kullanamadığımız kalemler var.


Orada yazmıştım, bir parçasını buraya da alayım:

İflah olmaz bir derttir bu, son sözü Fuzuli üstadımız bir gazelinde yüzyıllar evvel söylemiş zaten:

"hâsılım yoh ser-i kûyunda belâdan gayrı
garazım yoh reh-i aşkında fenâdan gayrı"

4 yorum:

  1. Kalem satın alma hastalığı adını güzel bulmuşsunuz bilindiği üzere vücuda girdimi kolay kolay atılamayan bu virüs önce kalbi sonra beyni ve en çokta insanın cebini etkiliyor güzel bir dolmakalem gördü mü harekete geçip uyanan bu virüs beyne sürekli işte bu bunu al diye bağırıp çağırıyor kalbin hızlanıyor ve ister istemez elin cebine gidiyor bunları söyleyen ben hastalığın etkisi ile sipariş ettiğim Parker ve Noble dolmakalemlerimin gelmesi için kargo yolu gözlüyorum hastalığın en güzel yanı ise bulaşıcı olmayışı ve öldürmeyip süründürmesidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece bulaşıcı olmadığı fikrine katılmıyorum. Kafası çalışan, sanata düşkün birine bir dolmakalem hediye edin bakalım ne oluyor? Asla bir kalemde kalmaz bu arkadaşlar.

      Sil
  2. Henüz bu hastalığın başlarındayım ancak ne kadar dik durmaya çalışsam da beni dizlerimin üzerine çöktürmeyi başarıyor. Daha ilerlemiş halini düşünemiyorum. Ama şunu da biliyorum ki insan mutlu olduğu şeylerin taliplisi oldukça daha güzel bakabilme kabiliyetini elinde tutabiliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaman içinde insan kendini tanıyor. İlk aldığımız kalem ile son aldığımız kalem arasında muhakkak bir farklılık bir genişleme vardır. Zaten kültür böyle bir şey. Öğrendikçe bazı şeylerin değerini daha iyi anlıyor insan.

      Sil