05 Mayıs 2017

"Kadın, hürriyetini yazı makinesine borçludur"

Milliyet, 20 Eylül 1950


Daktilo üzerine bir yazı; konu güzel, Türkçenin 1950'lerin başındaki hâli de çok güzel.





Spotta deniliyor ki: "Batı memleketlerinde kadınlara umumî hayatta çalışma imkânlarını veren şey, muhakkak ki yazı makinesidir. Medenî memleketlerde bu makinenin icadı ile kırtasiyecilik hemen hemen kalkmış, devlet ve müesseselerin yazı işleri düzene girmiştir."

Gülümsemeden okumak zor.

Tam tersine kırtasiyeciliğin kalkınması daktilo ile başlamıştır diyebiliriz.

04 Mayıs 2017

National Geographic ve Yazı Çizi Kültürü








National Geographic dergisinin Mayıs 2017 sayısı efsane olmuş. 

Fotoğraf: Incredible New York City Panorama Drawn From Memory

National Geographic dergisinin bu ayki kapak konusu "Deha" olmuş. Bu arada Stephen Wiltshire ilginç kalem tutuş tarzıyla çok etkileyici bir hafızaya sahip.

Kendisi daha önce Türkiye'ye de gelmişti.



Bu sayı yazı kültürü ve Antik Mısır'a ilgi duyanlar için özellikle hazırlanmış gibi.

Dergiyi okurken bir yandan sonra araştırmak için bazı isimleri not aldım.

Mısır'ın İlk Devrimcisi Ahenaten ve Deha konuları zaten başlı başına dergiyi alıp götürmüş ama dikkatle okunacak başka konular da var.

0.05 hassas ucuyla çok sevdiğim Artline ve mürekkep delisi Sailor Pro Gear Sapporo.


03 Mayıs 2017

Bir Usta Bir Dünya: Yaşar Nezihe Bükülmez


Kalem öyle bir şey ki yazı yazan kişiye benziyor zamanla. 

Yazan kişi eğildiyse eğer kalemi de köle gibi hizmet ediyor, yazan kişi isyan ediyorsa kalemi de asi oluyor.

İlk Türkçe "1 Mayıs" (1923) ve grev şiirleri yazdığı için evi aranan, gözaltına alınan, şiirlerine el konulan ilk sosyalist kadın şairimiz Yaşar Nezihe Hanım da kalemi eğilmeyen, bükülmeyen bir insan. (Zaten öyle olduğu için soyadı kanunu çıkınca Bükülmez soyadını almış kendine.)

Daha 6 yaşında annesiz kalıp sarhoş babası ve kendisiyle hiç ilgilenemeyen yaşlı teyzesiyle yaşamaya başlamış. Komşuların baktığı bir çocuk olarak günleri sokakta geçmiş. Kendisi kaydını yaptırdığından okulun hocası deftere veli kısmına "kendi gelen" yazmış. Ancak gizlice mahalle mektebine gitme macerası ancak bir sene sürmüş. Okula gittiğini öğrenen babası saçlarından sürükleyiq, "Bab-ı Âli'ye kâtip mi olacaksın" demiş. 


Yine de bu küçümen çocuk içinde bir dev yüreği taşıdığı için kimse ona engel olamamış: 

“İçimdeki okuma hırsını yenemiyordum. Beş param yoktu. Dere kenarlarında papatya, ebegümeci tohumları toplayarak aktarlara satardım. Kazancımın kırk parasını kalfaya verirdim. Gördüğüm bütün tahsil budur. Edebiyatı, şiir yazmayı kendi kendime öğrendim” (Vakit, 7 Ekim 1948).
  
İlk aşkı babası tarafından engellenir.  Bu olaydan sonra iki yıl nişanlı kaldığı adamı da yine babası beğenmediği için evlenemez.  İlk eşi ise çocuğu olmadığı için Yaşar Nezihe Hanım'ı boşamıştır. (Oysa bu adamın önceki 3 evliliğinde de çocuğu olmamış.) 

Sonra Fevzi Bey adında hovarda biriyle evlenir. Üç çocuktan sonra Fevzi Bey günün birinde eşini ve çocuklarını bırakıp gider. İki çocuğu açlıktan ölür. (Beş yıl sonra Fevzi Bey ölüm döşeğindeyken Yaşar Nezihe Hanım'ı çağırır, kendisinden bir bardak su ister, suyu içer ve "Beni affet!" der. Yaşar Nezihe Hanım ise oğullarının ölümününden sorumlu tuttuğu adama bakar ve "Affedemem," der. Bir şey söylemeyen Fevzi Bey ise üç saniye sonra ölür.) 

Daha önce nişanlı kalıp evlenemediği Yusuf Niyazi Bey ile evlenir ama adam daha önce boşadığı iki kadını eve getirince 50 gün süren bu evlilik de sona erer. 


Yaşar Nezihe, Kadınlar Dünyası, sayı 124, Kânunusâni 1329 (1913)
1913'te ilk şiir kitabı Bir Deste Menekşe yayımlanır. Birinci Cihan Harbi yıllarında herkes gibi geçim sıkıntısı yaşayan şair, cephedeki askerlerin mektuplarını ailelerine okuyup, cevap yazarak ve elişi yaparak hayatını kazanır. İstiklal Harbi sonrasında ise Esirgeme Derneği ve Kızılay  için iş işleyen, dikişçilik yapan, Darphane'de İstiklal madalyalarının kurdelelerini dikerek yaşayabilmiş. 1925'de ikinci ve son şiir kitabı Feryâdlarım yayımlanır.


Bu yazıda çokça faydalandığım İlknur Tatar Kırılmış'ın, 2012'de TEKE dergisinde yayımlanan Şair Bir Halk Kızı Yaşar Nezihe Bükülmez isimli makalesine göre mürettiplerle gazete sahipleri arasındaki tartışmaya da karışmış:

"1923 yılında Mürettipler Cemiyeti ile gazete sahipleri arasında bir anlaşmazlık çıkar ve greve gidilir. Basın dünyasında hiç görülmemiş yeni bir olay olan bu grevin sebebi, çalışma saatlerindeki anlaşmazlıktır. Bu greve destek vermek üzere Aydınlık şairlerinden olan Yaşar Nezihe, 'Gazete Sahiplerine' isimli bir şiir yazar. 18 Eylül 1923 tarihli Haber’de çıkan bu şiirde haksızlığa uğrayan işçiler savunulmaktadır."

"Onlardır eden zevkini, eğlenceni temin
Onlar çalışır etmek için hep seni zengin
Kurşundan hurûfât o hayatı kemirirken
Her gün bir parça solarken ve erirken"

İki kez intihar girişiminde bulunan şair 5 Kasım 1971'de İstanbul'da vefat etmiş.
 
Yazıyla, şiirle yaşayanlara, yazı yazdığı için, şiirle derdini anlattığı için haksız yere suçlananlara, geçmişten geleceğe bütün yazı emekçilerine selam olsun.

02 Mayıs 2017

Parker Zirvesi



İlk dolmakalemler doğal olarak biraz sorunluydu, hem az mürekkep alıyor hem de mürekkep akıtıyorlardı. Fakat daha ortada bir kalem endüstrisi yokken George Safford Parker, 1863'te öğrencilerinin kalemlerini tamir ediyor ve mürekkep sızdırmayan bir kalem arayışında yeni teknik çözümler araştırıyordu.

1888'de George Safford Parker, kendi şirketini kurdu. 1889'da patentli ilk ilk mürekkep sızdırmayan dolmakalemi üretti ve günümüze kadar gelen yenilikçi bir markanın temellerini attı. 

1921'de ise Duofold efsanesi doğdu. 




Parker bununla da yetinmedi aerometric, spoon, vacumatic isimli dolum sistemleriyle gelen 61 (1956) ve 51 (1939) gibi tüm zamanların en çok satılan ve en beğenilen modellerini üretti.

PARKER'DAN DAVET

9 Mayıs 2017 akşamı memleketimizin sadece kalem üzerine uzmanlaşmış tek mağazası Barker's Pen Shop'ta, Parker Türkiye ilk defa bütün modellerinin yenilenen tasarımlarını tanıtacak.

Meraklılar bu akşamı kaçırmasın derim.

01 Mayıs 2017

Parker Quink ve Scrikss Ders Programları

Parker Quink Ders Programı


Efemera, değerli kağıt koleksiyonculuğu diye tanımlanabilir. Etiketler, biletler, faturalar, fotoğraflar, kartpostallar yani (kitap dışında) basılı olan her türlü malzeme bu tür koleksiyonculuğun sınırları dahilindedir. 

Yazı araç gereçleri üreten firmaların bir zamanlar amatörce de olsa böyle naif şeyler hazırlamaları güzel olmuş. 

Sadece, kalem, mürekkep, defter satmakla olmuyor böyle şeyler de yapılmaya devam edilmeli.

Scrikss 1969-1970 Ders Programı

Erguvan Kalem okurlarından Yaşar Ulukanoğlu haber verince Pera Mezat sitesinde Scrikss ve Parker adına hazırlanmış ders programları ve ders yılı takvimleri gördüm.

Scrikss 1971-1972 Ders Programı

Doğduğum yıl çıkan bu ders programı da okul hatıralarını canlandırdı.

Hepimiz öğrenci olduk ama o yıllardan neler kaldı elimizde acaba?

30 Nisan 2017

Waterman: 1963-1985 Arası Gazete İlanları

Milliyet, 15 Ekim 1963
Gördüğüm ilk ilan 1963'ten kalma. 

Yoğunluktan henüz Hürriyet'lere bakamadım, bunlar da bir kenarda tuttuğum ilanlardan. Aslında Cumhuriyet gazetesine bakma olanağım olsaydı daha eskiye gidebilirdi ilanlar. 

Milliyet, 1 Aralık 1964
Slogan çok güzel: Zerafet, incelik ve kalitenin sembolü. 




Nedense benim aklıma 1954 yapımı Sabrina filminde, Paris'te mektup yazan Audrey Hepburn geldi.

Milliyet, 27 Eylül 1985

Bu ilanı da çok beğeniyorum. Benzeri az bulunur. 

Waterman mürekkepleri ise ayrı bir konu olduğundan başka bir zamana bırakıyorum.

Bu arada yıllardır bakınırım ama kendime uygun bir Waterman bulamadım henüz. Uçları hakkında hep övgü duyduğum için gönlümde yatan markalardan biri. Ne de olsa düzgün çalışan ilk dolmakalemi Waterman icat etti.

29 Nisan 2017

Mürekkep Dükkanı


Bir mürekkep dükkanı olsa. 

İçinde envai çeşit ve dünyanın her yerinde satılan mürekkep şişeleri topluca bulunsa. 

Hiç bilmediğimiz, hiç duymadığımız renkleri keşfetsek.

Kâğıt üzerinde mürekkepleri de görebilsek.



Bu dükkanda mürekkep ile dolmakalem ile ilgili afişler veya resimler olsa ne güzel olurdu.



Alıp duvarımıza asacağımız kadar güzel çalışmalara bakmaktan büyük keyif alsak.



Hayal etmesi bile güzel.

28 Nisan 2017

Bir Usta Bir Dünya: Irvin Cemil Schick

Sabah Ülkesi, Sayı 51, Scrikss 419
Irvin Cemil Schick adını duydunuz mu bilmiyorum. Hat sanatına meraklı olanlar onu bilir, tanır. 

Bilmeyenler için kısaca tanıtayım. Irvin Cemil Schick, 1938'te Çekoslavakya'dan Türkiye'ye göç eden Musevi bir aileden geliyor. Akrabaları Naziler tarafından öldürülmüş. Cemil Bey 1955'te İstanbul'da doğmuş, eğitimine devam etmek için 1974'te Amerika'ya gitmiş. 

Hat sanatına büyük ilgi duyan bir akademisyendir. 

Yazı kültürüne meraklı herkesin bilmesi gerektiğini düşündüğüm Uğur Derman'dan "Hocam, babam, üstadım, her şeyim" diye söz ediyor.

Elektrik/kimya mühendisi ve matematikçi olan Irwin Cemil Schick Bey, Osmanlı tarihi ve yazı kültürüne ilişkin harika kitaplar, ufuk açan makaleler yazıyor, gündeme ilişkin zekice tespitlerde bulunuyor. Nesi var nesi yok bulup okuyun derim, çok şey öğreneceksiniz.