12 Ekim 2012

Dün akşam



Dün akşam Sıraselviler'den Cihangir'e doğru yürüyordum. Alman Hastanesi'nin önünde yavaşlamak zorunda kaldım. Yanımda bir süredir benimle birlikte yürüyen biri vardı. O da yavaşlamak zorunda kalınca yan yana durduk, bekledik biraz. Bir araba içeriye girdi. Yol açıldı. Karşıya geçtik. Koştura koştura yürüyen insanların arasında sakin, yumuşak adımlarla yürüyordu. Galiba ilk dikkatimi çeken bu oldu.

Kaldırım bir noktada çok daralıyordu. Dolayısıyla ya o öne geçecekti ya ben. Bunları düşünürken, karşıdan gelen bir arkadaş grubu ile karşılaştık. Ben kenara çekilince biraz vakit kaybettim. Bu sırada o öne geçti. Ben de arkasından ilerledim. İki kişi daha geçince yanımdan, mesafe biraz daha açıldı. Onda beni ilgilendiren bir şey vardı. Ama ne olduğunu bulamıyordum. Mavi renkli çantasında sevdiğim türden kitaplar mı vardı acaba? Yoksa mekanik bir saat miydi kolundaki? Belki ondan geldiğini tahmin ettiğim acı bir kahve kokusuydu ortak zevkimiz. Bilemedim. Merak kemirip duruyordu.

Bir engel çıkmayınca, aramızdaki mesafe kısalmaya başladı. Fakat bilinmezlerle dolu yol arkadaşım, otoparka gelmeden durdu birden. Dışarıda sergilenen kitaplara bakmaya başladı. Sonra çantasının kenarından küçümen bir defter ve bir kurşunkalem çıkardı. Bir şeyler çiziyor muydu, yoksa yazıyor muydu farketmedim. Duramazdım, geçip gitmek zorundaydım. Buluşma vakti gelmişti. Biliyordum.

03 Ekim 2012

Bir basın bülteni hakkında

Aşağıda bana gelen bir basın bülteni var. Bülten imla hatalarıyla dolu ve bozuk bir Türkçe ile yazılmış. İbretlik  tekrarlarla dolu olsa da ne denmek istediği anlaşılıyor: Yarın Calligrane isimli bir lüks kalem mağazası açılacakmış. Bu bülten ile lüks kalemlerin (kalem deniyor ama çoğunluk dolmakalem, sonra tükenmez kalemler) ülkemizde ilgi gördüğünü öğreniyoruz. Ülkemizde daha kim bilir neler  olacak? Merakla bekleyelim.

İlgilenenler için ibretlik yazıyı aynen alıyorum.

İlk defa lüks dolmakalem gören sanatçılar :)
"BU MAĞAZADA "LÜKS KALEM" VAR !!! BU MAĞAZADA SANAT ,HİKAYE VAR !
BURASI KALEM KUYUMCUSU LÜKS KALEMLERİN MAĞAZASI AÇILIYOR.
Türkiye'nin ilk "Pen Shop"u ‘’CALLiGRANE’’ açılıyor.
Türkiye'de bir ilk gerçekleşiyor. Ülkemizde son yıllarda büyük ilgi görmeye
başlayan mücevher değerindeki lüks kalemlerin artık bir mağazası olacak. 100 Euro
ila 40 Bin Euro’luk kalemlerin satılacağı mağazada ayrıca 60 bin euro ve 45 bin euro’luk kalemelerin de özel sipariş alınarak satılacağı Türkiye'nin ilk "Pen Shop"u Calligrane Buyaka AVM'de açılıyor.
Dünyanın en önde gelen kalem markaları ‘’Calligrane The Pen Shop" mağazasında toplanıyor. Her biri sanat eseri ,her birinin hikayesi var.
Değerli materyellerle süslü sanat eseri kalemlerin yanı sıra her bir kalem aynı zamanda bir sanat, arkeoloji, felsefe, matematik, edebiyat ve tarih hikâyesini anlatıyor.
MÜCEVHER DEĞERİNDE KALEMLER…
Sadece bir yazı yazma gereci olmaktan çıkıp;iş adamlarının, sanatçıların, spor camiasının , devlet adamlarının ,yazarların ve ünlü simaların vazgeçilmez bir aksesuarı haline gelen değerli kalemler 100 Euro ‘dan 40 BİN Euro fiyat aralığında satışa sunulacak.
Gümüş ve altın kaplama, pırlanta ve elmasla süslü ve sınırlı sayıda üretilmiş özel koleksiyon kalemlerin de yer alacağı Calligrane bu özelliğiyle bir "Kalem Kuyumcusu" olarak da adlandırılabilir.
İş adamlarının, sanatçıların, politikacıların, koleksiyonerlerin, yazmayı ve kalemi seven sadece yazı gerece olarak görmeyen herkesin ilgisini çeken ve tüm dünyada bir prestij sembolü olan, önde gelen markaları Türkiye’nin ilk "Pen Shop"u Calligrane‘da bulabileceksiniz.
Dünya kalem koleksiyonerlerinin yakından tanıdığı bu markalar son yıllarda Türkiye'de de satışa sunuldu ve meraklıları tarafından ilgiyle karşılandı. Ülkemizde lüks yazım gereçlerine duyulan büyük ilgi bir ihtiyacı da ortaya çıkardı.
Şimdiye kadar lüks aksesuarlarla birlikte seçkin satış noktalarında bulunabilen dünya markalarını, bir araya toplamayı amaçlayarak kurulan ‘’Calligrane The Pen Shop’’ ülkemizdeki lüks yazım gereçlerine olan ihtiyacı da böylelikle alıcısıyla buluşturarak talebi karşılayacak.
‘’Caligran The Pen Shop ‘’ ayrıca kurumsal ihtiyaçların da karşılanacağı adres olmayı hedef haline getirerek tüm kurumsal çözümlerde farklı alternatifler sunarak müşteri memnuniyetine arz ediyor.
Türkiye’nin ilk Pen Shop’u Calligrane‘ın sunduğu yine çok özel bir hizmet ile secure SSL güvenlikli bağlantı ile www.calligrane.com ‘dan da rahatlıkla alışverişlerini yapma olanağı sağlayacak.
Amerika ve Avrupa'da birçok örneği olan "Pen Shop"ların ilk örneği ART GROUP bünyesinde Buyaka AVM'de açılıyor. ‘’Calligrane The Pen Shop‘’isimli mağazada; dünyanın en seçkin kalem markalarının, en özel ürünlerinin yanı sıra mürekkepten, kalem ucuna, özel kalem kutularına kadar kalemle ilgili her türlü aksesuar ve ekipman da meraklılarına servis edilecek. ‘’Calligrane ‘’ayrıca koleksiyonlere garantili kalem servisi hizmeti de verecek.
PROĞRAM :
TARİH : 04-10-2012 ( PERŞEMBE )
AÇILIŞ ve BASIN LANSMANI : 10:30 -13:00
YER : BUYAKA AVM .KAT B-2 NO:33 KAT – TEPE ÜSTÜ –ÜMRANİYE –İSTANBUL"

19 Eylül 2012

Okuma Notları 5


1. BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun şairliği ile ressamlığı sürekli karşılaştırılırmış bir zamanlar. İlginç olan bu konudaki tartışmaya kendisinin de dahil olmasıdır. Bedri Rahmi Eyüboğlu bir yazısında kendi durumunu şöyle yorumluyor: 

Bedri Rahmi Eyuboğlu (1911, Görele - 21 Eylül 1975, İstanbul)
“Bir elinde dolmakalem, öteki elinde fırça ile dolaştığı için elleri daima boya içerisindedir. Resimden yorulunca yazı yazmaya başlar. Kendini ressamlara sorarsanız: ‘Ressamlığı şöyle böyle, ama iyi şiir yazar’, derler. Muharrirlere sorarsanız: ‘Muharrirliği şöyle böyle, fakat iyi resim yapar’, derler. El Greco’ya, Rus romanlarına, pastırmaya ve halk türkülerine bayılır. Gündüzleri resim yaptığı, geceleri yazı yazdığı söylenir. Bunlardan hangisini daha çok sevdiğini kestirmek güçtür.”
(Radikal Kitap, 17.04.2009, s.30)

2. HASAN ALİ TOPTAŞ 
Hasan Ali Toptaş (d.1958)
Yazı yazma konusunda çeşitli hassasiyetlere sahip, hastası olduğumuz usta yazar Hasan Ali Toptaş, kitaplarını dolmakalemle, yere yüzükoyun yatarak yazıyormuş (sadece bu yazma tarzı dahi onu sevme nedenidir).

Kendi yorumuna göre diğer yazı yazma takıntıları ise şöyle:
"Mükemmeliyetçilik bir hastalık. Müsveddelerimi el yazısıyla, siyah mürekkepli dolmakalemle, beyaz kağıda yazıyorum. Sayfanın sonunda bir sözcük karalamışsam o sayfayı yeniden yazıyorum."  
(Ekşi Sözlük + Hürriyet Cumartesi, 19.02.2000)

3. YEKTA KOPAN

"Hiçbir gösterişi olmayan, ucuz tükenmez kalemi elimde çevirip duruyorum. Aslında yazacağım kalemin bir albenisinin olmasını isterim. Yanımdan genelde ayırmadığım dolmakalemime bağlılığım bu yüzdendir. Tasarımdaki incelik, ele oturuşuyla verdiği özgüven, haznesinden yavaşça akan mürekkebin kağıda büyüleyici bir şekilde yayılması... Ama şu anda elimde az önce havaalanının girişindeki ıvır zıvır satan dükkândan aldığım sıradan bir tükenmez kalem mi?" 
Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri, Yekta Kopan

4. GEORGES SIMENON


Georges Simenon (d. 13 Şubat 1903 - ö. 4 Eylül 1989)

Kendi özgü polisiye romanların ünlü yazarı Georges Simenon, çoğunlukla önce dolmakalem, ardından daktilo kullanmasına rağmen masasının üzerinde bulundurduğu bir kalemlikte çok sayıda sivri yontulmuş kurşun kalemler sıralanmadıkça tek satır yazamazmış.

5. JEAN-LUC GODARD
Jean-Luc Godard (d.1930)
'Serseri Aşıklar' ve 'Çılgın Pierrot' gibi unutulmaz filmlerle sinema tarihine geçen Jean-Luc Godard, yazılarını halen daktiloda yazan bir yönetmen. Daktilo ve yan malzeme üretiminin kalkmasından önce stok yapmaya karar vermiş. 2001 yılında korkuya kapılıp 12 daktilo ve hatırı sayılır miktarda şerit satın almış. 

6. JOSEPH CONRAD

Joseph Conrad'ın (1857-1924) bir mektubu. Hızını alamayıp kelimeler arasında köprü kurmuş.

Joseph Conrad’ın deniz hakkındaki kitapları o kadar çok ve unutulmazdır ki, onu her zaman bir yelkenlide düşünür, yaşamının son otuz yılını karada, son derece yerleşik ve durağan geçirdiğini aklımıza bile getirmeyiz. Gerçekte iyi bir denizci olmasına karşın yolculuk etmekten nefret eder, hiçbir şey onu çalışma odasına kapanıp da anlatılamaz zorluklarla yazmak ya da en yakın dostlarıyla sohbet etmek kadar rahatlatamazdı. Söylenenlere göre her zaman bu iş için tasarlanmış odalarda çalışmazmış. Yaşamının sonuna doğru, Kent’teki evinin bahçesinin en ücra köşelerine saklanarak kağıt parçalarına bir şeyler karalarmış, hatta bir keresinde ailesine hiçbir açıklamada bulunmadan tam bir hafta kendini banyoya kilitler ve bu mekânın son derece kısıtlı kullanım olanaklarının tadını çıkartır. (İhsan Yılmaz, Hürriyet Keyif, 13.07.2008)

7. CHARLES DICKENS

Charles Dickens (7 Şubat 1812 – 9 Haziran 1870)
Charles Dickens, yazma konusunda hastalık derecesinde takıntılı biriymiş. Masa ve sandalyelerin istediği şekilde düzenlenmediği bir odada yazı yazamıyormuş. Mavi renkli kağıtlara yine mavi tonlardaki mürekkep ile yazmayı severmiş -elbette kaz tüyü kalemi ile. Ayrıca yazarın daha önce görmüş olduğu herhangi bir odadaki herhangi bir mobilyanın veya yürüdüğü bir yoldaki dükkanların tam yerini ve adını aradan yıllar geçse de hatırlayabilecek kadar güçlü bir hafızası varmış. Son bir bilgi: Charles Dickens uğur getirmesi için her şeye üç defa dokunurmuş. 

8. Honoré de Balzac

Balzac'ın çalışma masası.
Honoré de Balzac, iflah olmaz bir Türk kahvesi müptelasıymış. Hayatı boyunca 91 tane roman yazan ünlü yazarın toplamda 50 bin fincan Türk kahvesi içmiş olduğu tahmin ediliyor. Balzac'ın bir başka alışkanlığı ise, her gün mutlaka belirli miktarda yazı yazmayı kendine şart koşması. Bir tempo belirleyip bu belirlediği sayfa sayısına ulaşmadan masasından kalkmıyormuş. Hatta amaçladığı sayfa sayısına ulaşamadığında, o sayıya ulaşabilmek için, kalan sayfaları kopya ederek dolduruyormuş!

Diğer kaynaklar ve okuma önerileri:  

http://bookaroundthecorner.wordpress.com/
http://www.edebiyathaber.net/yazarlarin-takintilari/
http://writersatwork.pfauth.com/