14 Ağustos 2012 Salı

Wang-Fo'nun fırçası ve çini mürekkebi

Yavaş yol alıyorlardı, çünkü Wang-Fo geceleri gezegenleri, gündüzleriyse kızböceklerini seyretmek için duraklıyordu. Yükleri hafifti; çünkü Wang-Fo eşyaların kendileirni değil, imgeleri severdi ve dünyada fırçaların, çini mürekkeplerinin, lake boya kutularının dışında hiçbir şeyin sahiplenilecek kadar değerli olmadığını söylerdi. Yoksıldular, çünkü Wng-Fo resimlerini bir  tas arpa çorbasıyla  takas eder, gümüş paraları küçümserdi. Sırtındaki çizim dolu torbanın ağırlığı altında çırağı Ling, gökkubbeyi taşırmışcasına saygıdan iki büklüm olurdu; çünkü Ling’e bakılırsa bu torba, karlı dağlar, baharda ırmaklar ve yaz mehtabının yüzüyle doluydu.
Atopial

Eşine az rastlanır, hayranlık uyandırıcı bir yazardır Marguerite Yourcenar

Şu 40 yıllık ömrümde dikkat ettim de Marguerite Yourcenar okurlarının da tıpkı yazar gibi müstesna insanlar olduğuna karar verdim. İstisnasız tanıdığım bütün Marguerite Yourcenar okurları hayran olunacak kişiler.

Doğu Öyküleri de bu eşsiz yazarın en güzel öykülerini barındıran bir kitap.

Çok sevdiğim bir blogta bu kitabı ve en sevdiğim öykü 'Wang-Fo Nasıl Kurtuldu?'nun bulunduğu sayfanın fotoğrafını görünce bir kez daha doğrulanan düşüncelerimi paylaşmadan edemedim. 

Kutlu blog sahibinin lütfuyla mücevher değerindeki öyküden bir tadımlık okuyalım:
"Yavaş yol alıyorlardı, çünkü Wang-Fo geceleri gezegenleri, gündüzleriyse kızböceklerini seyretmek için duraklıyordu. Yükleri hafifti; çünkü Wang-Fo eşyaların kendilerini değil, imgeleri severdi ve dünyada fırçaların, çini mürekkeplerinin, lake boya kutularının dışında hiçbir şeyin sahiplenilecek kadar değerli olmadığını söylerdi. Yoksuldular, çünkü Wang-Fo resimlerini bir tas arpa çorbasıyla takas eder, gümüş paraları küçümserdi. Sırtındaki çizim dolu torbanın ağırlığı altında çırağı Ling, gökkubbeyi taşırmışcasına saygıdan iki büklüm olurdu; çünkü Ling’e bakılırsa bu torba, karlı dağlar, baharda ırmaklar ve yaz mehtabının yüzüyle doluydu." 
Marguerite Yourcenar, Doğu Öyküleri, Helikopter Yayınları
Öykünün devamını merak edenler kitabı okumaya koşacaklar diye tahmin ediyorum.




4 yorum:

  1. Müthiş bir pasaj. Ne güzel anlatmış, değil mi? İnsan huzur buluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle. Yavaşça sanki bir odadan diğer odaya geçermiş gibi Yourcenar okurken öykünün geçtiği dünyada gezmeye başlıyoruz.

      Sil
  2. Fransız papaz mektebine girdiğim yaz Fatoş Halam hediye etmişti Doğu masallarını.
    Benim için o kadar kıymetliki, hep yanımda taşıyıp teneffüslerde okuyor ve hayal ediyorum. O kasvetli okul bu masallarla katlanılabilir oluyor.
    Bir gün revirde çalışan genç rahibe hanımlardan bir tanesinin dikkatini çekmiş kenarda oturup oynamadan okumam ki, "ne okuduğumu" sordu. Ben de sıkılarak "Doğu Masalları" demiştim, kitabın kapağını gösterek. Bir gün baktım elinde bir kitap bana doğru geliyor. O yıllarda Fransızcam yeterli olmadığı için sonradan bana tercüme edilmesiyle öğrendiğime göre, bana yaklaşarak "Bir de aslından oku, daha çok seveceksin" demişti.
    Tanışmam ufak yaşta, anlamam ile ileri yaşlarda olmuştu Yourcenar'ı. Le Coup de Grace beni çok etkilemiştir, iz bırakmıştır. Bana göre aykırılıkları olan bir yazarın aykırılıklarına nazire yapacak kıymette naiflikleri ve yumuşaklığı olsun, akla gelir mi?. Marguerite Yourcenar ise söz konusu, bir tek onda mümkündür.
    Bana göre o, ne anlatırsa anlatsın, farlılıkları vurgulasın, anlattığı en önemli şey herkesin tek müştereğinin, ortak tecrübesinin çocukluk olduğudur. Eğer birbirimizi anlamak istersek, biri diğerine hep bu pencereden gözükenlerle bakmalıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel yazmışsınız Ali Bey.

      Teşekkür ederim.

      Sil